Türkiye’de “dijital erişilebilirlik genelgesi” ve ilgili kamu rehberleri, üniversiteler için web siteleri, öğrenci bilgi sistemleri, duyuru sayfaları ve başvuru portalları gibi dijital hizmetlerin herkes tarafından kullanılabilir olmasını giderek daha net bir beklenti haline getiriyor. Bu beklenti yalnızca yasal uyum meselesi değil; aynı zamanda eşit eğitim hakkı, kapsayıcı kampüs deneyimi ve kurum itibarının korunmasıyla da doğrudan ilgili.
Bu yazıda, genelgenin üniversiteler açısından ne anlama gelebileceğini, pratikte hangi alanların risk taşıdığını ve WCAG temelli bir yaklaşımla nasıl sürdürülebilir uyum sağlanabileceğini ele alıyoruz. (Not: Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık değildir.)
Üniversiteler, çok farklı kullanıcı profillerine hizmet eder: engelli öğrenciler ve personel, geçici sakatlığı olanlar, yaşa bağlı görme/işitme değişimleri yaşayanlar, düşük bant genişliğiyle bağlananlar ve mobil cihazla işlemlerini yapanlar. Dijital erişilebilirlik, bu kitlenin başvuru, kayıt, ders seçimi, ödeme, duyuru takibi, kütüphane erişimi gibi kritik işlemleri bağımsız yapabilmesini sağlar.
Genelgeler ve kamu standartları çoğunlukla şu hedeflere işaret eder:
WCAG (Web Content Accessibility Guidelines), içeriğin algılanabilir, kullanılabilir, anlaşılabilir ve sağlam olmasını hedefleyen uluslararası bir çerçevedir. Kavramları sade şekilde öğrenmek için WCAG in Plain English: What It Really Means (and How to Use It) yazısı iyi bir başlangıç olabilir.

Üniversiteler genellikle “ana web sitesi” ile sınırlı kalır; oysa kullanıcı yolculuğu, çok sayıda alt sistemden geçer. Genelge yaklaşımına uyum için kapsamı şu başlıklarda ele almak daha gerçekçidir:
Üniversite siteleri sürekli değişir: yeni duyurular, yeni bölümler, yeni eklentiler, dönemsel kayıt ekranları… Bu nedenle erişilebilirliği sürdürülebilir kılan yaklaşım, periyodik denetim + düzeltme + izleme döngüsüdür.
İlk adım, hangi sayfaların ve akışların kritik olduğunu belirleyip ölçmektir. Otomatik taramalar, yaygın hataları hızlı bulur; ancak form akışları, klavye kullanımı ve ekran okuyucu deneyimi için manuel kontroller gerekir. Corpowid (corpowid.ai), otomatik erişilebilirlik denetimleri ve izleme ile üniversite sitelerinde tekrar eden hataları (kontrast, alt metin, başlık yapısı, ARIA kullanım hataları gibi) görünür kılmaya ve ekiplerin önceliklendirme yapmasına yardımcı olabilir.
Kampüs yaşamı için kritik görevler önceliklidir: başvuru, kayıt, ödeme, ders seçimi, iletişim formları ve acil duyurular. İyi bir planlama yöntemi:

Üniversitelerde içerik çok sayıda birim tarafından girilir. Bu nedenle sadece “kod düzeltmeleri” yetmez; içerik süreçleri de erişilebilir olmalıdır:
Şeffaflık, birçok erişilebilirlik çerçevesinde temel beklentidir. Erişilebilirlik beyanı; hedef standardı (ör. WCAG 2.1 AA), bilinen sınırlılıkları, iyileştirme planını ve kullanıcının sorun bildireceği iletişim kanalını içerir. Corpowid (corpowid.ai), erişilebilirlik beyanı oluşturma ve güncel tutma süreçlerini daha yönetilebilir hale getiren araçlarla bu adımı kolaylaştırabilir.

Üniversiteler çok sayıda üçüncü taraf yazılım kullanır: LMS eklentileri, kütüphane sistemleri, ödeme altyapıları, etkinlik platformları… Bu noktada erişilebilirlik gereksinimini satın alma sürecine koymak kritik hale gelir. Özellikle uluslararası üreticilerde VPAT (Voluntary Product Accessibility Template) gibi dokümanlar, ürünün hangi kriterlere ne düzeyde uyduğunu anlamaya yardımcı olur. Konuya hızlı giriş için What Is a VPAT? A Clear Guide to Accessibility Conformance in Procurement ve daha detaylı kullanım için VPAT Report: What It Is, What It Includes, and How to Use It for Accessibility Compliance içeriklerine göz atabilirsiniz.
Erişilebilirlik, tek bir kişinin “yan işi” olursa sürdürülebilir olmaz. Pratik bir yönetişim modeli şöyle kurgulanabilir:
Uygunluk “tamamlandı” diye bitmez; ölçülür ve izlenir. Üniversiteler için anlamlı metrikler:
Overlay’ler bazı kullanıcılar için belirli ayarları kolaylaştırabilir; ancak çoğu durumda alttaki kod, içerik ve bileşen sorunlarını tek başına çözmez. En iyi yaklaşım, ürünün kendisini WCAG’a uygun hale getirmek ve gerekiyorsa destekleyici araçları bunun üzerine eklemektir.
Birçok kurum WCAG 2.1 AA ile başlar; yeni projelerde ve revizyonlarda WCAG 2.2 kriterlerini de kapsayacak şekilde plan yapmak daha sürdürülebilirdir.
SaaS ürünlerinde erişilebilirlik; tasarım sistemi, bileşen kütüphanesi, geliştirme süreci ve sürüm döngüsüne entegre edilmelidir. Bu yaklaşımı ürün ekipleri açısından ele alan Digital Accessibility for SaaS Companies: Build WCAG-Compliant Products That Scale içeriğindeki prensipler, üniversitelerin kullandığı platformlar için de iyi bir değerlendirme çerçevesi sunar.
Türkiye’de dijital erişilebilirlik yönündeki genelgeler, üniversiteler için “yapılması gereken bir uyum işi” olmanın ötesinde, öğrencilerin ve personelin dijital kampüse eşit katılımını sağlayan bir kalite standardı anlamına geliyor. Doğru kapsam, net sorumluluklar ve WCAG temelli bir süreçle; hem riskleri azaltabilir hem de daha kapsayıcı bir kurum deneyimi inşa edebilirsiniz.