İlk EAA Davaları Geldi: Fransa ve Almanya’dan Çıkarılacak Dersler

Avrupa Erişilebilirlik Yasası (EAA) artık yalnızca “yakında gelecek” bir uyum gündemi değil; uygulamada da karşılık buluyor. 2026 itibarıyla denetimler sıklaşırken, ilk EAA odaklı davaların Fransa ve Almanya gibi pazarlarda görünür hâle gelmesi, dijital erişilebilirliğin iş riskleriyle doğrudan kesiştiğini net biçimde gösterdi. Bu davalarda tekrar eden tema şu: “Erişilebilirlik çalışıyoruz” demek yetmiyor; WCAG’e dayalı ölçülebilir uygunluk, sürdürülebilir süreç ve kanıt gerekiyor.

Bu yazıda Fransa ve Almanya’dan çıkan erken sinyalleri, hangi tür erişilebilirlik açıklarının şikâyete dönüştüğünü ve kuruluşların dava riskini azaltmak için atması gereken pratik adımları ele alıyoruz. (EAA’nın nasıl uygulanmaya başladığına ve 2026’da nelerin değiştiğine dair güncel çerçeve için Avrupa Erişilebilirlik Yasası (EAA) Artık Uygulanıyor — 2026’da Neler Değişti? yazısı iyi bir başlangıçtır.)

Avrupa Birliği mevzuatıyla ilgili belgeler ve dizüstü bilgisayar ekranında web erişilebilirliği denetimi

Fransa ve Almanya neden “ilk dalga” için belirleyici oldu?

Fransa ve Almanya, hem e-ticaret ve finans gibi tüketiciye dönük dijital hizmetlerin yoğunluğu hem de tüketici koruma kültürünün güçlü olması nedeniyle erken dönemde örnek olayların görülmesine elverişli pazarlardır. EAA çerçevesinde erişilebilirlik, yalnızca engelli kullanıcılar için bir “iyi niyet” konusu değil; ürün/hizmetin temel niteliği olarak değerlendirildiğinde, tüketici şikâyetleri ve dernekler üzerinden yargı süreçlerine taşınabiliyor.

Davaların ortak zemini: kullanıcı yolculuğu kırılıyorsa risk büyüyor

Erken vakalarda genellikle “kritik akışlar” hedef oluyor: ürün arama, filtreleme, sepet, ödeme, doğrulama adımları, müşteri hizmeti formları, sözleşme/ön bilgilendirme metinleri ve mobil uygulama içi satın alma gibi. Bu akışlar erişilebilir değilse, kullanıcı “hizmetten yararlanamama” iddiasını daha somut gösterebiliyor.

Şikâyete dönüşen tipik WCAG sorunları (Fransa + Almanya’dan dersler)

Davaya veya resmî şikâyete dönüşen konular çoğunlukla WCAG’in temel başarı ölçütleriyle bire bir örtüşüyor. Aşağıdaki başlıklar, en sık rastlanan ve ispatı görece kolay olan risk alanlarını temsil eder:

1) Klavye ile kullanılamayan bileşenler

Menüler, açılır listeler, filtre panelleri, tarih seçiciler, modal pencereler ve “çerez tercihleri” gibi bileşenlerde odak sırası bozuluyor ya da odak tuzağı oluşuyorsa, klavye kullanan kullanıcılar akışı tamamlayamaz. Bu durum WCAG 2.1/2.2 kapsamında temel bir engeldir.

2) Form hataları ve ödeme adımlarında anlaşılır geri bildirim eksikliği

Ödeme ekranında alan etiketi/yardım metni yoksa, hata mesajları ekranda görünüp ekran okuyucuya duyurulmuyorsa ya da hatanın nasıl düzeltileceği belirtilmiyorsa, “satın alma yapılamıyor” iddiası doğrudan güçlenir. Özellikle doğrulama (SMS/OTP), adres seçimi ve kart doğrulama adımları kritik.

3) Alternatif metin, buton adı ve link amacı sorunları

Ürün görsellerinin alt metni yoksa veya ikon butonlar (ör. kalp, sepet, paylaş) erişilebilir adı olmadan sunuluyorsa, ekran okuyucu kullanıcıları için arayüz “anlamsız” hâle gelir. “Buraya tıkla” gibi belirsiz link metinleri de benzer şekilde şikâyete açıktır.

4) Kontrast, odak görünürlüğü ve ölçeklenebilirlik

Metin-kontrast oranları yetersizse veya odak göstergesi zayıfsa, düşük görme kullanıcıları için içerik işlevsizleşir. Metin büyütmede (zoom) içerik taşması ve yatay kaydırma zorunluluğu da pratikte “kullanılamazlık” yaratır.

5) Erişilebilirlik beyanı: “var” ama işlevsiz

Birçok kuruluş erişilebilirlik beyanı yayınlıyor; ancak beyanın kapsamı, bilinen sorunlar, iletişim kanalı, geri bildirim süresi ve güncellik bilgisi yetersiz olabiliyor. Bu durum, şikâyetçinin “kurum sorunu biliyordu ama düzeltmedi” argümanını destekleyebilir. Para cezaları ve ülkelere göre yaklaşım farklılıkları için Ülkelere Göre EAA Para Cezaları: Uyumsuzluğun Gerçek Maliyeti Nedir? içeriği, risk değerlendirmesi yaparken faydalıdır.

Avrupa Birliği mevzuatıyla ilgili belgeler ve dizüstü bilgisayar ekranında web erişilebilirliği denetimi

Bu davalar bize ne öğretiyor? 6 somut ders

1) “Overlay” tek başına savunma değil: temeldeki kod erişilebilir olmalı

Bir erişilebilirlik widget’ı bazı kullanıcı tercihlerini kolaylaştırabilir; ancak klavye erişimi, semantik HTML, etiketler, odak yönetimi gibi temel sorunlar çözülmüyorsa risk sürer. En iyi yaklaşım, widget/overlay’i destekleyici bir katman olarak görüp çekirdek deneyimi WCAG’e uygun hâle getirmektir.

2) Kanıt üretin: test kayıtları, sürüm notları, bilet geçmişi

Davaya dönüşmese bile denetimde veya resmî incelemede “ne yaptınız?” sorusu gelir. Otomatik tarama sonuçları, manuel test raporları (klavye + ekran okuyucu), düzeltme planı ve yayınlanan iyileştirmelerin tarihçesi kurumun elini güçlendirir.

3) Kritik akışları önceleyin (alışveriş, ödeme, kayıt, destek)

Her şeyi aynı anda düzeltmek yerine, kullanıcıların hizmete erişmesini engelleyen noktaları öncelemek hem erişilebilirlik etkisini artırır hem de şikâyet olasılığını düşürür. “Sepete ekle” çalışmıyorsa, blog sayfasındaki küçük bir tipografi sorunu savunmada pek anlam ifade etmez.

4) Tasarımdan geliştirmeye “shift-left” uygulayın

Fransa ve Almanya’daki erken örneklerde görülen birçok hata (kontrast, odak sırası, bileşen isimlendirmesi) tasarım aşamasında yakalanabilir. Tasarım ekipleri için Erişilebilirliği Sola Kaydırın: Tasarımcılar Neden Figma İçinde Erişilebilirlik Kontrolü Yapmalı? yaklaşımı, maliyeti düşürür ve yeniden iş yapmayı azaltır.

5) Tedarikçi ve üçüncü parti bileşenleri sözleşmeye bağlayın

Ödeme sağlayıcıları, canlı destek araçları, harita bileşenleri, çerez yönetim platformları gibi parçalar erişilemezse, son kullanıcı yine sizin markanızı sorumlu görür. Tedarikçi seçiminde WCAG uygunluğu ve güncelleme taahhüdü net olmalı.

6) Sınır ötesi satışta “ben AB’de değilim” savunması zayıf

AB dışından AB’ye hizmet/satış yapan şirketler için de risk gerçek. Hedef kitleniz AB tüketicisiyse, erişilebilirlik beklentisi kapınıza gelir. Bu konuya özel olarak Avrupa Dışından AB’ye Satış mı Yapıyorsunuz? EAA Yine de Sizi Bağlar yazısı, kapsamı netleştirir.

Dava riskini azaltan uygulanabilir bir uyum planı

Aşağıdaki adımlar, hukukî risk ile kullanıcı deneyimi riskini aynı anda azaltmaya odaklanır:

  • Hızlı durum tespiti: Ana sayfa, arama, ürün liste, ürün detay, sepet, ödeme, hesap oluşturma ve destek formlarında otomatik + manuel denetim.
  • WCAG’e hizalı bir backlog: Her bulgu için başarı ölçütü, etki, öncelik, sorumlu ekip ve hedef tarih.
  • Manuel test rutini: Klavye ile tam gezinme; NVDA/JAWS/VoiceOver ile temel akışların doğrulanması; mobilde TalkBack/VoiceOver kontrolleri.
  • Sürekli izleme: Yeni yayınlanan bileşenlerin regresyon yaratmasını engellemek için periyodik tarama ve uyarı mekanizması.
  • Erişilebilirlik beyanı ve geri bildirim hattı: Gerçekçi kapsam, bilinen sınırlılıklar, iletişim kanalı ve SLA; gelen bildirimleri bilet sistemine bağlama.

Bu noktada Corpowid (corpowid.ai), otomatik erişilebilirlik denetimleri ve düzenli izleme ile tekrar eden hataları erken yakalamayı; ayrıca erişilebilirlik beyanı oluşturma/iyileştirme sürecini daha yönetilebilir hâle getirmeyi kolaylaştırabilir. Özellikle sürüm sıklığı yüksek sitelerde, “bugün uyumluyduk” durumunun yarın bozulmasını önlemek kritik.

Avrupa Birliği mevzuatıyla ilgili belgeler ve dizüstü bilgisayar ekranında web erişilebilirliği denetimi

Ürün ekipleri için: tasarımdan canlı siteye izlenebilirlik

EAA bağlamındaki ilk davalar, erişilebilirliğin tek seferlik proje değil, uçtan uca bir ürün disiplini olduğunu hatırlatıyor. Tasarım sisteminde doğru tanımlanmayan bir bileşen, geliştirmede farklı uygulanıp prod’da erişilebilirlik borcuna dönüşebiliyor. Tasarım ve canlı ortam arasındaki köprüyü kurmak için Tasarımdan Canlı Siteye: ScanAndFix, Figma Eklentimiz ve Chrome Uzantımız Nasıl Birlikte Çalışır? yaklaşımı, ekipler arası tutarlılık açısından iyi bir örnek sunar.

Sonuç: EAA “yakalanmadan önce” yönetilmesi gereken bir risk

Fransa ve Almanya’dan gelen ilk dava sinyalleri, erişilebilirliğin artık yalnızca uyum kontrol listesi değil, ölçülebilir kalite ve hesap verebilirlik konusu olduğunu gösteriyor. Kritik kullanıcı akışlarını WCAG’e göre sağlamlaştırmak, kanıt üreten bir test/izleme sistemi kurmak ve erişilebilirlik beyanını gerçek bir süreçle desteklemek, riskin en hızlı düşürüleceği alanlar.

Kuruluşunuz EAA kapsamına giriyorsa (ya da AB’ye satış yapıyorsa), “daha sonra bakarız” yaklaşımı maliyetli olabilir. Düzenli denetim ve izleme ile ilerlemek; örneğin Corpowid (corpowid.ai) gibi çözümlerle bulguları takip edilebilir hâle getirmek, hem kullanıcılar için kapsayıcı deneyim sağlar hem de şikâyet/dava olasılığını azaltır.

Corpowid, Gartner tarafından tanınan bir platformdur.

Corpowid, dijital erişilebilirlik alanındaki yenilikçi yaklaşımı ve performansı nedeniyle dünyanın önde gelen araştırma ve danışmanlık şirketlerinden biri olan Gartner tarafından takdir edilmiştir. Bu rozetler, yapay zeka destekli ve kapsayıcı web deneyimleri oluşturma konusundaki kararlılığımızı yansıtmaktadır.

Corpowid hakkında sorularınız mı var?

Bizimle iletişime geçin.

Size en kısa sürede geri dönüş sağlayacağız.