2026’ya geldiğimizde mobil uygulamalar artık bir markanın “ek uzantısı” değil — doğrudan markanın kendisi haline geldi. EAA (Avrupa Erişilebilirlik Yasası) uygulama dönemi yaklaşırken ve ADA Title III davaları tırmanmaya devam ederken, şirketler acı bir gerçekle yüzleşiyor: Şık bir arayüz artık hukuki riskleri engellemiyor.
Erişilebilirlik artık yalnızca bir UX konusu değil; doğrudan yasal bir zorunluluk ve ürün kalitesinin ayrılmaz bir parçası.
Bu yazıda neler olup bittiğini, riskleri ve markanızı güvene almak için nasıl proaktif bir mobil erişilebilirlik stratejisi kurabileceğinizi anlatıyorum.
Net konuşalım: Sayılar ortada — hem de çok net.
2025 yılında yalnızca ABD’de 3.948 dijital erişilebilirlik davası açıldı, bu sayı 2024’e göre %23,84 artış anlamına geliyor. Bu davaların büyük bölümü New York, Florida ve California’da yoğunlaştı.
Aynı yılın ortasında yayınlanan raporlara göre, ADA dijital davalarının toplamda %20 artacağı tahmin edildi. Web, mobil ve video içerikleri bu baskının merkezinde. [newswire.com]
Avrupa’da ise EAA’nın devreye alınması, mobil uygulamalar da dahil olmak üzere dijital hizmetleri WCAG standartlarına uymaya zorluyor.
Bu ortamda “hukuki borç (legal debt)” şirketlerin başını en çok yakan kavramlardan biri haline geldi: Yasal şikâyet geldikten sonra yapılan erişilebilirlik düzeltmeleri, proaktif testten çok daha maliyetli hale geliyor.
Kısacası: Mobil erişilebilirlik testini ertelemek artık mümkün değil.
Gerçek şu ki otomatik tarayıcılar hataların yalnızca %30–40’ını yakalıyor. Geri kalanı için bağlam, kullanıcı davranışı ve insan gözü gerekiyor.
Güncel bir mobil erişilebilirlik test stratejisi şöyle görünür:
Otomatik araçlar kontrast sorunları, eksik etiketler, alt metin hataları gibi temel problemleri bulur.
Fakat tek başına asla yeterli değildir. Hatta 2025’te erişilebilirlik widget’ı kullanan siteler 983 davaya konu oldu, yani “hızlı çözümler” hukuki koruma sağlamıyor.
Kullanıcı arayüzünüzün “güzel” olması hukuken hiçbir şey ifade etmiyor. Mahkemeler ve kullanıcı şikâyetleri, uygulamanızın kullanılabilir olup olmadığına bakıyor.
Bu yüzden test sürecine mutlaka şunlar dahil olmalı:
Son yıllardaki davaların büyük bir kısmı şu sorunlardan kaynaklanıyor:
Bir e‑ticaret markası yalnızca ödeme adımı ekran okuyucu ile tamamlanamadığı için 50.000$ tazminat ödemek zorunda kaldı.
WCAG 2.2 artık mobil tasarım konusunda daha katı:
Son yıllarda davaya konu olan mobil uygulamaların çoğunda butonların küçük olması, çok parmaklı jestlerin zorunlu tutulması veya doldurulamayan formlar öne çıkıyor.
Örnekler çok açık:
Perakende e‑ticaret uygulaması
Sorun: Ekran okuyucu ile ödeme tamamlanamıyordu
Sonuç: 50.000$ tazminat + zorunlu erişilebilirlik denetimi
Eğitim platformu
Sorun: Videolarda altyazı yoktu
Sonuç: 25.000$ tazminat + tüm video içeriklerinin düzenlenmesi
Oteller için rezervasyon uygulaması
Sorun: Navigasyon hem jestlerle hem alternatif girişlerle kullanılamıyordu
Sonuç: Mahkeme dışı anlaşma, tam WCAG 2.1 AA uyumu
Tüm bu davaların ortak noktası şu:
Mobil uygulamalar artık hukuken “kamusal hizmet alanı” olarak değerlendiriliyor. Bir kullanıcı uygulamanızda rezervasyon yapamıyorsa, bu ADA’ya göre ayrımcılık sayılabiliyor.
Denetim yapmak kolaydır.
Zor olan, çıkan hataların nasıl ve hangi sırayla düzeltileceğine karar vermektir.
Birçok ekip “denetim yorgunluğu” yaşıyor: 200 maddelik PDF raporlar, önceliklendirme yok, geliştirici odaklı çıktı yok… Süreç aylarca uzuyor.
Corpowid olarak en sık gördüğümüz problem bu. Bilgi eksikliği değil — net bir yol haritası eksikliği.
Erişilebilirlik yalnızca risk azaltmaz; aynı zamanda ürünün kendisini büyütür.
Erişilebilirlik iyi bir kullanıcı deneyimi ile aynı şeydir.
Performansı yüksek, semantik olarak temiz ve erişilebilir uygulamalar arama algoritmaları tarafından daha olumlu değerlendirilir.
Erişilebilirliği ihmal etmek, engelli bireylerden oluşan devasa bir kitleyi görmezden gelmek demektir.
Dava sayılarındaki artış, “proaktif erişilebilirlik” yaklaşımını en ekonomik çözüm haline getiriyor.
Sadece 2025’in ilk yarısında 2.019 ADA erişilebilirlik davası açıldı; eğilim azalmıyor, artıyor. [newswire.com]
Artık “bilmiyorduk” geçerli bir mazeret değil.
Sürekli erişilebilirlik testi, ekran okuyucu validasyonu ve önceliklendirilmiş düzeltme akışları — 2026’da ayakta kalmanın tek yolu bu.
Tüm bunlar çok fazla geliyorsa, yalnız değilsiniz.
İşte bu yüzden Corpowid AI mobil erişilebilirlik platformunu geliştirdik.
WCAG 2.2’ye uygun otomatik + AI tabanlı analiz.
Sadece tarayıcıların atladığı kritik hataları yakalıyoruz.
Hatalar doğrudan Jira, GitHub veya Asana’ya çözüm önerisiyle birlikte düşüyor.
Yeni sürüm yüklediniz mi? Biz anında test ediyoruz.
İsterseniz uzman ekibimiz süreçlere doğrudan dahil oluyor.
Uygulamanızı 2026 standartlarına güvenle taşımak istiyorsanız, buradayız.
“Uygulamamın erişilebilirliğini kontrol etmek istiyorum” deyin, gerisini biz halledelim.