Dijital Erişilebilirlik Kimin İçin? Siteler mi, İnsanlar mı?

Dijital erişilebilirlik dünyasında ilginç bir çelişki var.
Her geçen gün bu alanda hizmet veren şirketler daha iyi işler çıkarıyor, yeni özellikler geliştiriyor, farklı ihtiyaçlara hitap eden çözümler üretiyor. Ama tüm bu çözümler, neredeyse her zaman aynı yolu izliyor: Önce şirketlere gidiliyor, sonra şirketler ikna ediliyor ve en sonunda –eğer her şey yolunda giderse– engelli bireylerin dijital deneyimi biraz daha iyileştiriliyor.

Yani erişilebilirliği, erişime ihtiyacı olan bireyler için değil; onlara sahip olan şirketler üzerinden kurguluyoruz.

Aslında ortada bir üçgen var.
Örneğin Corpowid’in A şirketine erişilebilirlik hizmeti vermesi gerekiyor ki, Ahmet (isim tamamen örnek) A şirketinin web sitesini ya da mobil uygulamasını rahatça kullanabilsin. Şirket olmazsa çözüm yok. Bütçe olmazsa erişilebilirlik yok. Öncelik listesine girmezse yine yok.

Peki ya Ahmet’in A şirketiyle hiçbir ilgisi yoksa?

Gerçek Hayattan Bir Senaryo

Ahmet, az gören ya da disleksisi olan bir üniversite öğrencisi olsun. Gününün büyük kısmı ekranda geçiyor.
Araştırmalar, üniversite öğrencilerinin günde ortalama 7–9 saatini ekran başında geçirdiğini söylüyor. Bunun yaklaşık %60’ı mobil cihazlarda, kalanı bilgisayar başında. Bu süre içinde Ahmet’in ziyaret ettiği kaynak sayısı ise hiç de az değil:
bloglar, akademik makaleler, Wikipedia sayfaları, YouTube videoları, üniversitenin kendi sistemleri, dijital kitaplar…

Gün sonunda 60–100 farklı dijital kaynaktan bahsediyoruz.

Şimdi dürüst olalım: Bu kaynakların her birinin Ahmet’in ihtiyacına göre ayrı ayrı erişilebilir hale gelmesi mümkün mü?
Zaman olarak değil, maliyet olarak hiç değil. Zaten bugün internetteki sitelerin %98’inden fazlası WCAG standartlarına tam uyumlu değil. Yani sistem baştan kırık.

Bu noktada klasik erişilebilirlik yaklaşımı bir çıkmaz sokağa giriyor.

Soru Şuydu: Ya Tersini Yapabilseydik?

Corpowid ekibi olarak uzun zamandır şu sorunun etrafında dönüp duruyorduk:

“Ya erişilebilirliği sitelere değil, bireyin kendisine göre şekillendirebilseydik?”

Yani Ahmet bir siteye girdiğinde, o site Ahmet’e göre değişseydi. Site sahibinin bir şey yapmasına gerek kalmadan. Onay beklemeden, bütçe beklemeden, proje beklemeden.

İşte Incluser bu sorunun cevabı olarak ortaya çıktı.

Incluser Ne Yapıyor?

Incluser, bir tarayıcı eklentisi. Görünüşte küçük ama etkisi oldukça büyük.
Klasik erişilebilirlik eklentilerine benzer gibi duruyor ama kritik bir farkı var: Incluser’ı kendine göre bir kez ayarlıyorsun, sonrası tamamen otomatik.

Örneğin disleksi modu.
Bir kez açıyorsun ve sonra ister Facebook, ister Wikipedia, ister akademik bir PDF, ister haber sitesi olsun; tüm internet senin için disleksi dostu şekilde açılıyor.

Karanlık modu seviyorsan aynı şey.
Bir kez aktif ediyorsun ve “Bu site neden hâlâ beyaz?” diye düşünmüyorsun. Çünkü hepsi karanlık.

Bu kişisel bir deneyim. Ve sürekli.

Kimin İşine Yarayacak?

Aslında sandığımızdan çok daha geniş bir kitlenin.

Evet, az görenler, disleksisi olanlar, ekran okuyucu kullananlar için doğrudan bir çözüm. Ama sadece onlar için değil.
Günde 2 saatten fazla ekran başında vakit geçiren herkes için.

Öğrenciler, beyaz yakalılar, doktorlar, bankacılar, devlet dairelerinde çalışanlar… Fiziksel bir engeliniz olması bile gerekmiyor. Uzun süre ekrana bakmak başlı başına bir ihtiyaç yaratıyor zaten.

Incluser; metin ayarlarından kontrasta, mavi ışık filtresinden okuma maskesine, ekran okuyucudan içerik büyütücüye kadar 20’den fazla erişilebilirlik özelliğini tek yerde sunuyor. Üstelik 40’tan fazla dil desteğiyle.

 Nasıl Kullanılıyor?

Oldukça basit.
Incluser, Chrome, Safari ya da Mozilla gibi tarayıcıların kendi eklenti marketlerinden indirip kullanmaya başlayabileceğiniz bir tarayıcı eklentisi. Yani herhangi bir web sitesine kurulum yapmanıza ya da site sahibinden bir şey talep etmenize gerek yok. Tarayıcınıza ekliyorsunuz, ayarlıyorsunuz ve kullanmaya başlıyorsunuz. Ekstra bir teknik bilgiye de ihtiyaç yok.

Ama burada küçük, hatta önemli bir parantez açalım.

Tabii ki bir tarayıcı eklentisinin tüm erişilebilirlik standartlarına eksiksiz cevap vermesini beklemek, en saf tabiriyle saflık olur. Biz bunun farkındayız. Bir eklentinin neyi yapıp neyi yapamayacağını da gayet iyi biliyoruz. Aramızdan birilerinin çıkıp “Ama bu eklenti şunu yapamıyor” demesi çok normal. Evet, yapamıyor. Bazı şeyleri zaten yapması da mümkün değil.

Incluser, mucize iddiası olan bir ürün değil.
Hem ücretsiz bir uygulama hem de sınırlarının farkında olan bir çözüm. Zaten Corpowid olarak derdimiz, “her şeyi tek başımıza çözdük” demek değil. Asıl yapmak istediğimiz şey, dünyayı biraz daha kapsayıcı, biraz daha erişilebilir hale getirecek araçları insanların eline vermek.

Bazen büyük dönüşümler dev projelerle değil, küçük ama doğru yerden başlayan çözümlerle olur. Incluser da tam olarak böyle bir yerden başlıyor.

×